Akparti İslambey Mahalle Teşkilatı

Durmak Yok Hizmete Devam…!

MEVLÜT KANDİLİ..,

 Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.
Resulullah dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır.
Hafız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun için, bu gecelerde azabım hafifliyor) dedi.
Ebu Leheb gibi azgın bir kâfirin azabı hafifleyince, O yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mümin, Onun doğduğu gece sevinir, malını uygun yerlere dağıtır, ziyafet verir, böylece, Peygamberine olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ onu Cennetine sokar.) [M. Nasihat]
Resulullah efendimiz, mevlid gecelerinde eshab-ı kirama ziyafet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı.
Hz. Ebu Bekir de, halife iken, eshab-ı kiramı toplar, Resulullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı.
Bu gece, Resulullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya ertesi gün oruç tutmakta mahzur yoktur. Tutulması iyi olur, sevap olur.
İslam âlimleri mevlid gecesine çok önem vermişlerdir. Hz. Mevlana, (Mevlid okunan yerden belalar gider) buyurmuştur. Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir.
Hatta, Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu bildiren âlimler de vardır. El-mukni, el-miyar ve Tenvir-ül-kulub kitaplarında Mevlid gecesinin Kadir gecesinden kıymetli olduğu bildiriliyor.
(Ed-dürer-ül-mesun) (Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse, Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin) hadis-i şerifine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur.
Resulullah efendimizi öven çeşitli mevlid kasideleri vardır. Meşhur olan ve Türkiye’de her zaman okunan Mevlid kasidesini Süleyman Çelebi, 15. asırda yazmıştır. Bu kasidenin asr-ı saadetten sonra yazılması, bid’at olmasını gerektirmez. Çünkü Resulullahı övmek ibadettir.
Her zaman Onu övücü kasideler, yazılar yazılabilir. Onları da okumak bid’at değil, sevap olur. Mevlid-i şerif okumak, Resulullahın dünyaya gelişini, miracını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir.
Her müminin Resulullahı çok sevmesi gerekir. Bu da zaten imanın gereğidir. Çok sevmek kâmil mümin olmanın da alametidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz.) [Buhari] (Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.) [Deylemi] (Resulullahı seven de onu çok anar.) (Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir.) [Deylemi] (Bu ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler okurlardı.) Bunlardan Hassan bin Sabit hazretlerinin şiirlerini çok beğenirdi.
Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, mescide bu şair için bir minber koydurdu. Hassan bin Sabit hazretleri minbere çıkar, düşmanları kötüler, Resulullahı överdi.
Resulullah efendimiz de buyurdu ki: (Hassanın sözleri, düşmanlara ok yarasından daha tesirlidir.) [M. Nasihat] Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi de şöyle: (Allahü teâlâ, Resulünü övmek ve müdafaa etmek hususunda Hassanı, Ruh-ül-kuds [Cebrail aleyhisselam] ile takviye etmektedir.) [Buhari] Peygamber efendimiz, şairin söylediği şiiri beğenip (Dişlerin dökülmesin) diye dua etmiştir.
(Hakim) Şiir hakkında hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyle: (Şiir, öyle bir sözdür ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir.) [Buhari] (Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır.) [Ebu Davud] (Bazı şiirler elbette apaçık bir hikmettir.) [Buhari]
Vehhabiler, mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve Ondan şefaat isteyen müslümanlara müşrik, yani puta tapan kâfir damgasını basıyorlar.
Ülkemizde bunu açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı övmek bid’at olmaz. Bu övgüden ancak Allah’ı sevmeyen rahatsız olur. Çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe, 28] (Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin) [Kalem 3-4] (Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5] (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]
Mevlidi, erkek kadın karışık olmadan, çalgı ve başka haram karıştırmadan, Allah rızası için okumak, salevat-ı şerife getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. (Ni’met-ül kübrâ, Hadika, M.Nasihat)
Doğum gününe önem vermeyi hıristiyanlar, müslümanlardan öğrenip almışlardır.
Mevlid okumanın kıymetli bir ibadet olduğunu bildirmek için İslam âlimleri çeşitli dillerde kitaplar yazmışlardır.
Bunlardan on tanesi, Keşf-üz-zünunda bildirilmektedir. İbni Hacer-i Hiytemi hazretlerinin En-Nimet-ül-kübra isimli mevlid kitabı ile imam-ı Süyuti hazretlerinin Erreddü ala men enkere kıraetel mevlid-in-Nebi kitabı meşhurdur.
Resulullah efendimizi çok övmek, mahlukların en üstünde olduğunu söylemek, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberine verdiği üstünlükleri saymak ve Ondan şefaat istemek, büyük ibadettir. Buna karşı koymak, koyu bir cahillik, pek çirkin bir inattır.
Resulullahı övmek, anmak lazım geldiğine delil olarak, Ahzab suresinin (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin) mealindeki 56.âyet-i kerimesi yetmez mi? İslam âlimleri buyuruyor ki: Mevlid gecelerinde toplanarak, mevlid kasidesi okumak, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehaptır.
Salihlere elbise ve benzeri hediye vermek, bu geceye hürmet etmek olur. Bunları Allah rızası için yapmak çok sevap olur. (İbni Battal maliki) Mevlid cemiyetinde, salihleri toplayıp, salevat okumak, fakirleri doyurmak, her zaman sevaptır. Fakat, bunlara çalgı gibi haram karıştırmak büyük günah olur. (Allame Zahirüddin bin Cafer) Mevlid cemiyetinde, sadaka, hediye vermek, neşe ve sevinç göstermek, haram karıştırmadan mevlid kasidesi okutmak çok sevap olur. (Allame Nasirüddin)
Haram şeyler karıştırmadan mevlid cemiyeti yapmak müstehaptır. (S.ibni Mace şerhi)
Pazarlık etmeden, sırf Allah rızası için hatim veya mevlid okuyan hafızın, okutanın verdiği hediyeyi alması caiz olur. Kur’an okuyup hediye almayı meslek haline getirmemelidir! Zira âdet haline gelen hediye, şart edilen ücret gibidir. (Dürr-ül muhtar)
Ücretle okunan Kur’andan ölüye sevap hasıl olmaz. (Hidaye)
Mevlüt kandiliniz mubarek olsun..,

Admin:

Akın ARICAN

AK PARTi’nin MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye Cevabı

resimler5chaber5cerdogan12846e1421846b6620by

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, 04 Şubat 2010 tarihinde yapmış olduğu yazılı açıklamada; her zaman olduğu gibi yine Sayın Genel Başkanımıza ve Başbakanımıza, Hükümete, partimize ve hür basına yönelik terbiye sınırlarını zorlayan ifadeler kullanmış, tehdit ve şantaj dolu cümlelerle saldırmıştır. AK PARTi’yi PKK’ya kucak açmakla suçlayan Sayın Bahçeli, şunu bilmelidir ki; AK PARTi hiçbir zaman PKK gibi eli kanlı bir terör örgütüne kucak açmamıştır, bundan sonra da açması asla söz konusu değildir. Bunun imasını dahi en büyük hakaret sayar.
Esasen PKK’yı besleyen ve büyüten Sayın Bahçeli’nin zihniyetidir.
AK PARTi, meşruiyetini yurt dışındaki yapay iltifatlarda değil, hukuki zeminlerde ve milletimizin ma’şeri vicdanında arayan bir partidir.
Sayın Başbakanı ve AK PARTİ kadrolarını; hakaret etmekle, baskı ve şantaj yapmakla ve dayatmalarda bulunmakla itham eden MHP bildirisinin kendisi, esasen baştan sona hakaret, şantaj ve tehditle doludur.
AK PARTi’yi ve Hükümeti tehdit etmekle yetinmeyen Sayın Bahçeli, hızını alamamış medya gruplarının patronlarının adını vererek onları ve bu medya gruplarının çalışanlarını açık bir dille tehdit etmiş ve bu tutumuyla onları hedef haline getirmiştir. Adını andığı medya patronlarının servetlerinin şaibeli olduğunu iddia ederek, insanlara ve kurumlara aleni olarak iftira etmekten çekinmeyen Sayın Bahçeli AK PARTi’nin “iftira, istismar ve tehditle” siyaset yaptığını iddia edebilecek kadar gülünç bir duruma düşmüştür.
Kamuoyu çok iyi biliyor ki; tehdit, şantaj, kaba kuvvet, yumrukları konuşturma, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir milletvekilinin ölümüne sebep olma ve kendi milletvekiline MHP töresi uygulayarak darp etme fiilleri, MHP’nin sabıka kayıtlarında mevcuttur. Aslında kamuoyu, tüm olup bitenlerden dolayı Sayın Bahçeli ve partisinden özür beklerken, bunun aksine MHP; hem vuran, hem bağıran, hem tehdit eden, hem hakaret eden ve bütün bunlar yetmezmiş gibi kendini de haklı gören pişkince bir tavır takınmıştır.
02 Şubat 2010 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde; Peygamberlik müessesesini günlük siyasi polemik malzemesi yapabilecek kadar saygısız ve pervasız hareket edebilen, Sayın Başbakan’ın değerli eşi hanımefendiye dil uzatarak aile mahremiyetini ayaklar altına alan, Sayın Başbakan’ın şahsına haksız ve mesnetsiz bir isnatta bulunarak hakaret eden, kışkırtıcı ve hakaretamiz üslubuyla Meclisi geren MHP’li milletvekiline ve onun bu tutum ve davranışlarına çanak tutan MHP’li Grup Başkanvekillerinin tavırlarına sessiz ve kayıtsız kalarak onay veren ve ayrıca bazı MHP’li milletvekillerinin “komandoluk” günlerine özenerek Meclis’te terör estirmelerine ses çıkarmayan Sayın Bahçeli’nin bir basın açıklamasıyla AK PARTi’ye ve onun liderine saldırması bizi fazlaca şaşırtmamıştır.
Sayın Bahçeli’nin yayımladığı basın açıklaması, tehditler dizisinin yeni bir halkasıdır. Bu, ilk değildir ve muhtemelen son da olmayacaktır. Sayın Bahçeli’nin MHP’nin büyük kongresi öncesi yayımladığı tehditkâr bildiri gibi bu açıklaması da hasta bir ruhun psikolojisini yansıtmaktadır.
Sabırlarının zorlandığından söz eden Sayın Bahçeli, son bir yıldır neredeyse tüm politikalarını hamaset, husumet, hakaret ve tehdit üzerine oturtmuştur.
Elbette ki tüm olup bitenler, kamuoyunun gözü önünde cereyan etmekte ve halkımız tüm liderlerin ve siyasi partilerin tutumunu değerlendirmektedir.
Kamuoyuna saygıyla sunulur.
04.02.2010
Kaynak:
 akparti.gen.tr

Admin:
Akın ARICAN

HAYIRLI CUMALAR…,


CUMA’nız mubarek olsun..,

HAYIRLI CUMALAR..,

Admin:

Akın ARICAN

Recep Tayyip ERDOĞAN gibi başbakan.

recep-tayyip-erdogan

‘Keşke Erdoğan gibi başbakanımız olsa’
‘Filistin’e Yol Açık’ konvoyunda bulunan ve dün Mısır’dan sınır dışı edilerek Londra’ya dönen İngiliz milletvekili George Galloway, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konvoya verdiği destekten bahsederek, ‘Mısır’ın da, İngiltere’nin de Erdoğan gibi bir Başbakanı olmasını dilerdim’ dedi.
 
 Uluslararası yardım konvoyuna öncülük eden Galloway, Londra’ya gelişinin ardından bir restoranda basın toplantısı düzenleyerek, başından geçenleri anlattı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
MISIR’DAN BU KEZ PASAPORT ENGELİ

A.A muhabirinin Türkiye’nin konvoya verdiği desteğe ilişkin sorusu üzerine Galloway, “Konvoyla ilgili, Türk halkı ve hükümetine hayranlığımı nasıl anlatabilirim bilemiyorum” dedi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konvoya başından beri destek verdiğini kaydetti.

Konvoyda, İHH İnsani Yardım Vakfından çok sayıda Türk’ün bulunduğunu belirten Respect partisi milletvekili Galloway, İHH hakkında “kesinlikle kahramanlardı” diyerek, vakfın desteği olmadan Gazze’ye yardım götürmelerinin mümkün olamayacağını söyledi.

“İNGİLTERE’NİN DE ERDOĞAN GİBİ BİR BAŞBAKANI OLMASINI DİLERDİM”
Galloway’in bu sözleri basın toplantısının yapıldığı salonda alkış alırken, İngiliz parlamenter sözlerine, “Mısır’ın da Erdoğan gibi bir Başbakanı olmasını dilerdim. Doğruyu söylemek gerekirse, İngiltere’nin de Erdoğan gibi bir Başbakanı olmasını dilerdim” diyerek devam etti.

Türkiye’nin AB üyeliğine desteğini de vurgulayan Galloway, “Türkiye’nin AB’nin dışında tutulması gerektiği düşüncesinin çok saçma bir politika” olduğunu vurguladı. Galloway sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, Müslüman dünya ile gayrimüslim dünya arasında bir köprüdür. Türkiye, bir Müslüman ülkenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili tam bir örnek. Müslüman ve modern olan Türkiye’de her şey çalışıyor ve verimli bir şekilde anında yapılıyor. Bakanlarından ya da Büyükelçiliklerinden yardım istiyorsunuz, anında ve verimli bir şekilde hemen yapılıyor. Tüm Müslüman dünyasının Türkiye gibi olmasını ve Erdoğan gibi bir kişi tarafından yönetilmesini temenni ediyorum.”

İSTENMEYEN ADAM İLAN EDİLDİ
Mısır’dan nasıl sınır dışı edildiğini de anlatan Galloway, “Mısır’dan sınır dışı edilerek, istenmeyen kişi ilan edildim” dedi ve arkadaşı Ron McKay ile birlikte istekleri dışında bir uçağa bindirildiklerini ve Londra’ya yollandıklarını anlattı.

Önceki gece 25 Mısırlı polisin kendisini ve McKay’i Mısır sınırından alarak, bir araca koyduğunu, ve Kahire havaalanına götürülerek, uçağa bindirildiklerini söyleyen Galloway:

“Refah Sınır Kapısına dönmeyi talep ettik, çünkü konvoyda bulunan 7 kişinin Gazze’den Mısır’a dönünce tutuklanacağını öğrendik. Bu 7 kişi arasında, 2 Amerikalı, 2 İngiliz, 1 Malezyalı, 1 Türk ve 1 Kuveytli bulunuyordu. Bunlar daha önce tutuklanan kişilerdi, serbest bırakılmaları ve Gazze’ye bizimle birlikte girmeleri için daha önce müzakere etmiştik.”

Ancak Mısır polisinin Refah sınır kapısına dönme isteklerini kabul etmediğini kaydeden Galloway, tam uçağa binerken bir kişinin kendisine yaklaşarak, “Mısır’da istenmeyen kişi ilan edildiğini ve bir daha Mısır’a gelemeyeceğini” söylediğini kaydetti. Galloway, bunun yazılı kağıdını ve belgesini isteyince ise, yetkililerden kağıdı hazırlayacak zamanlarının olmadığı yanıtı aldığını söyledi.

Mısır’ı ve Mısır’ın Filistinlilere yönelik politikalarını sert bir dille eleştiren Galloway, “Mısır’da bir diktatörlük olabilir, ama Mısır halkı farklı. Mısır’da istenmeyen kişi ilan edilmiş olmam, benimle Mısır halkı arasına bir mesafe koyacaktır ve Mısır halkını çok özleyeceğim” diye konuştu.

TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK
Gazze’ye ulaşmak için tek kapının Mısır olduğunu, bu kapının artık kendisine kapandığını söyleyen İngiliz milletvekili, ancak gemilerle Akdeniz üzerinden direkt Gazze’ye yardım götürmek için Türk yetkililerle birlikte çalıştığını ve bunu Mart ayı gibi gerçekleştirmeyi planladıklarını bildirdi.

1987 yılından bu yana İngiliz parlamentosunda milletvekili olan 55 yaşındaki Galloway, savaş karşıtı görüşleri ve İsrail-Filistin sorununda Filistinlilere verdiği destekle biliniyor. İki kez İşçi Partisinden milletvekili seçilen Galloway, 2005 yılından bu yana kurucu üyelerinden biri olduğu Respect partisinde milletvekilliği yapıyor.

Gazze’ye 143 araçla insani yardım ulaştıran “Filistin’e Yol Açık” konvoyu dün bu şehirden ayrılmıştı. Konvoy 5 Aralık 2009′da İngiltere’den yola çıkmıştı.
Kaynak:E-KOLAY haber
Onun gibisi zor bulunur ama,İnşallah herkesin Recep Tayyip ERDOĞAN gibi Başbakanı olur.
Admin:
Akın ARICAN

EYÜP BELEDİYESİ 6-EYÜPSPOR 5

Başkan, Eyüpsporlu Yöneticilerle Maç Yaptı…

Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu ve Eyüpsporlu yöneticiler, Eyüp Belediyesi Bahariye Spor Tesisleri’nde bir futbol maçında karşı karşıya geldiler.

Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak, Eyüpspor Kulübü Başkanı Muammer Torun, Eyüpspor Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Eyüp Belediyesi Başkan Yardımcıları ve Ak Parti Eyüp İlçe Teşkilatı yöneticilerinin de katıldığı futbol maçını, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu’nun ekibi 6-5 kazandı…

Takımın teknik direktörlüğü görevine geldikten sonra başarı grafiğinin hızla artmasında büyük payı olan Hamza Hamzaoğlu, maç sonunda Başkan İsmail Kavuncu ve ekibini kutladı. Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, Eyüp Belediyesi yöneticileri ve Eyüpspor yöneticilerinin sık sık futbol maçı yaparak bunu geleneksel bir turnuva haline getireceklerini söyledi.
Admin:

Akın ARICAN

Gürsel TEKİN’e hapis kararı.

Gürsel Tekin’e iki yıl hapis cezası
Görevi kötüye kullanmaktan yargılanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’e iki yıl hapis cezası verildi.  
 Son yerel seçimdeki çalışmasıyla kamuoyunun dikkatini çeken CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, “resmi evrakta sahtecilik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına göre Tekin, Kadıköy Belediyesi’nde Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde, Suadiye’deki Movieplex Sinema Salonları’nın bulunduğu binaya belediyesinin yıkım kararına rağmen işletme ruhsatı vermiş.
Tekin’e hapis cezası verilmesine yol açan olay şöyle: Suadiye’deki Moviplex Sinemaları’nın olduğu Suadiye Mahallesi Plaj Yolu Sokak’ta Mehmet Ergin Soyarslan tarafından yapılan binanın bir bölümünün ruhsata aykırı olarak inşa edildiği şikayeti üzerine Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.
Hazırlanan iddianemede, binaya mevzuata aykırı olarak ruhsat verildiği, içkisiz istirahat ve eğlence yeri ruhsatında imzası bulunan Tekin’in görevini kötüye kullandığı belirtildi.

Mühre rağmen izin

Mahkemenin atadığı bilirkişilerin raporuna göre olaylar şöyle gelişti: 2 Kasım 2004’te belediye “yapı tatil tutanağı” tutup, inşaatı mühürledi. Kadıköy Belediye Encümeni 10.03.2005’te, ruhsata aykırı olarak 319.5 metrekare ilave yapıldığı gerekçesiyle yıkım ve para cezası verdi.
Encümen, ayrıca 07.03.2006 tarih ve 17/12 sayılı kararıyla Kadıköy Kaymakamlığı tarafından Mehmet Ergin Soyarslan adına tanzim edilen izin belgesini de iptal etti.
Ancak, Soyarslan 12.05.2006’da ruhsat başvurusunda bulundu ve başvuru dosyası o dönem Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Tekin tarafından onaylandı. 26.05.2006’da işyerine sinema ruhsatı verildi.
Bilirkişi raporunda, Tekin’in “ek imzayla tarih ve sayısı olmayan ruhsat denetleme raporu hazırlayarak, ‘faaliyeti uygun görülmüştür’ ibaresi yer alan bir ruhsat imzaladığı” iddia edildi.

Siyaset yasağı

Raporda, “Sanık Tekin’in Encümen’e ait ruhsat verme yetkisini Belediye Encümenini baypas ederek mevzuata aykırı işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermesi nedeniyle görevini kötüye kullandığı” belirtildi.
Tekin, görev yaptığı dönemde 9 bin dosyaya imza attığını, dosya üzerinde incelemede eksiklik görmediğini söyledi.
24 Aralık’taki karara göre Tekin’e 3 yıl hapis cezası verildi. Bu ceza iyi halden 2.5 yıla düşürüldü. Tekin’e hapis yattığı süre boyunca siyaset ve ticaret yasağı getirildi.

TEKİN’DEN SAVUNMA:

Tekin, şu açıklamayı yaptı: “Siyasi bir karar, sipariş bir dava. İBB Müfettişleri verilen ruhsatla ilgili olarak ben il başkanı olduktan sonra bir suç duyurusunda bulundu. Madem bu bina usule aykırı, niye 2 yıl beklediler ve yerel seçimlerden hemen önce dava açıldı? Yine görevde olsam yine bu suçu işlerim. Yine ruhsat veririm.
10 yılda Kadıköy’de 4 bin ruhsat vermişim. Bir tane davam, suç duyurum yok. Burası da iskânlı bir bina. 20 yıllık işletme. Her ruhsatı var. Halen de açık, madem ruhsatı aykırı niye iptal etmiyorsun, bana dava açıyorsun? İtiraz edeceğim. 2 yıl değil, 200 yıl hapis verseler yine davamdan vazgeçmem.”
Kaynak:Samanyolu haber

Admin:

Akın ARICAN

HİCRİ YILBAŞI..,

yeniyilhicri013qb2

Hicri yılbaşı nedir?

Hicri takvim, Hz Muhammed (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicret etmesiyle başlamış olmaktadır Bu tarih, 16 Temmuz 622’dir Ayın yörüngesi üzerinde dönüşüne dayanılarak düzenlendiği için una (Hicri Kameri” veya “Sene-i Kameriye” gibi adlar verilmiştir Hicri takvim, Peygamberimizin vefatından sonra, günlerin hesaplanmasında ortaya çıkan bazı karışıklıklar üzerine düzenlendi

Hicri takvim ayın hilâl şeklinde göründüğü ilk geceyi ay başı olarak kabul eder Ayın tekrar görünüşüne kadar geçen süreyi bir ay; on iki ay da bir yıl sayılır Bu takvime göre ayın dünya çevresindeki dönüşü yirmi dokuz buçuk gün olarak kabul edilir Bu sebeple bir ay 29, bir ay da 30 gün olarak kabul edilir Böylece miladi takvimde bir yıl 365 gün, Kameri’de de 354 gün olarak hesaplanır Bu yüzden hicri aylar miladi aylardan her yıl on bir gün önce gelir Bu durum, hicri ayların mevsimlere denk düşmesine sebep olur Bu yüzdendir ki, hicri takvimin bir ayı olan Ramazan, bazen kış, bazen de yaz mevsimlerine veya diğer mevsimlere rast gelerek, yılın bütün mevsimlerini, haftalarını, aylarını ve günlerini dolaşır 36 yıl oruç tutan biri de yılın her ay ve günlerinde oruç tutmuş olur

Hicri takvimde yılbaşı Muharrem ayının 1 günüdür Muharrem ayını, Safer, Rebiyülevvel, Rebiyülâhır, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları takip eder

Hepimiz Müslümanız elhamdülillâh Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını yaşamıyoruz maalesef
Biz, Müslümanlığın icabını yaşama hâline “dindarlık” diyoruz Kim inandığı gibi yaşıyorsa, ona dindar insan sıfatını takıyor, dindar adam, diye yâd ediyoruz Bu sıfat onun hakkıdır zaten

Siz dindarlığı, zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh olarak da kabûl edebilirsiniz
Aslında dindarlık, sahibini sadece âhirette Cennet’e koyan bir yaşama tarzı olmakla kalmayıp, dünyada da huzura, saadete sevkeden bir yaşama tarzıdır

Nitekim İsa Peygamber’in doğumu ile Hazret-i Muhammed’in hicretine başlangıç olan yılbaşlarında dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz

Dindar olanlar, yılbaşı gecelerinde düşünüyorken, şuur altında bile olsa diyorlar ki:

— Yılbaşı gecesinin mânası, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi demektir Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor

Öyle ise, böyle gecelerde daha çok sefalete, daha çok sefahete düşmek yerine; daha çok âhirete, daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır Zira bu hızlı gidiş, - ister ikrar et, ister inkâr - kabire, öteki dünyaya doğrudur

İşte dindarlık böyle düşündürüp, böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki, dindar insanın, geçen senelerinden pişmanlığı azdır Ama kendisini dinî ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise her yılbaşında böyle bir muhakeme ve düşünceden eser yok Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler Ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede, hem ahlâkından, hem mâneviyatından, hem de parasından zararlar görmekte, fireler vermekte, pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler Birkaç saatlik bu eğlence ve sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte
Onu böyle ömürboyu pişmanlıklara sevkeden şey, İslâm’ın icabını yaşamayışında, yâni, dindar olamayışındadır

Şâyet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti, dindarlık emâresi kazanabilse, her yılbaşı, tam aksini düşünmesine, kendisine çekidüzen verip iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak, geçmişinden pişmanlık duyan bir sefahet ve sefalete düşmeyecek

Demek ki, yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp, kimilerini de bu duruma çıkaran şey, dindar olup olmamaktan başka birşey değildir

Anlaşılan, şahsı düşündürüp, mes’ud ve bahtiyar kılan şeyin dindarlık olduğu kesindir

Ferdi muhakemesizleştirip sefalete itenin de dinde lâubalilik olduğu bir vakıadır

Demek imtihan dünyasıdır bu Her ikisine de yol açık İsteyen oraya, dileyen de buraya yönelir Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder Kimi de ihyâ

Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren Rabbimize

Admin:
Akın ARICAN

DTP KAPATILDI..,

hasim-kilic

Haşim Kılıç, ‘DTP’nin ”Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı’ haline geldiğinin anlaşıldığından Siyasi Partlier Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmiştir’ dedi..

Kılıç, ‘DTP’nin eylemleri yanında PKK’nın eylemleriyle değerlendirilden Anayasanını 68 ve 69. maddeleri değerlendirildiğinden partinin temelli kapatılması kararlaştırılmıştır’ dedi..

Kılıç, aralarında Ahmet Türk, Leyla Zana ve Selim Sadak’ın da bulunduğu isimlerden siyasi yasak alanların isimlerini açıklıyor..

TÜRK VE TUĞLUK’UN VEKİLLİKLERİ DÜŞTÜ

DTP’nin kapatılmasının ardından çok sayıda DTP’li yöneticiye siyasi yasak getirildi. Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürüldü.

Kılıç, Beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olan;

Abdulkadir Fırat, Abdullah İsnaç, Ahmet Ay, Ahmet Ertak, Ahmet Türk, Ali Bozan, Ayhan Ayaz Aydın Budak, Ayhan Karabulut, Aysel Tuğluk, Bedri Fırat, Cemal Kuhak, Deniz Yeşilyurt,i Ferhan Türk, Fettah Dadaş, Hacı Üzen, Halit Kahraman, Hatice Adıbelli, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Kalkan, İzzet Belge, Kemal Aktaş, Leyla Zana, Mehmet Veysi Dilekçi, Metin Tekçe, Murat Avcı, Murat Taş, Musa Farisoğlulları, Necdet Atalayı, Nurettin Demirtaş ve Selim Sadak’ın Anayasa’nın 69. maddesinin 9. fıkrası gereğinde, gerekçeli kararın Remi 5 yıl süreyle, bir başka partinişn kurucusu, yönetici denetçisi olamayacaklarına, Beyan ve eylemlerle partinin kapatılmasına neden olan Mardin Mile Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekilliklerinin, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra, sona ermesine. Parti tüzel kişiliğinin kapatma kararı verildiği tarihte son verilmesine gereğinin yerine getirilmesi için karar örneğinin Başbakanlığa ve Yargıtay’a gönderilmesine karar verildiğini açıkladı..

Admin:
Akın ARICAN

EYÜP’TE BAYRAMLAŞMA..,

img1010_20091128210609

Başkan, “Bayramlaşma birlik ve beraberliğin güçlenmesinde önemli”
Kurban Bayramının ikinci günü Eyüp Ensari Konağı’nda bayramlaşma gerçekleştirildi. Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen bayramlaşmaya Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak, Eyüp Cumhuriyet Başsavcısı Vuslat Dirim, Eyüp İlçe Jandarma Komutanı Özgür Ecevit Taşçı, İlçe Emniyet Müdürü Dursun Küçükyılmaz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Güsamettin Erdoğan, Eyüp Belediyesi Başkan yardımcıları, meclis üyeleri, Mahalle muhtarları ve esnaf katıldı.

Birlik ve beraberliğin önemine değinen Başkan Kavuncu, bayramlaşmanın insanları bir araya getirip güçlendirdiğini anlattı. Kavuncu “Hiçbir bir siyasi parti ve siyasi kimlik gözetmeden bayramlaşamaya katılan herkese teşekkür ediyorum. Bir gün önce şehit aileleri adına kurban kestik. Bize burada desteklerini sağlayan esnaf arkadaşlarımız oldu. Bu konuda Kuru Gıda hali yönetimine teşekkür ediyorum. Umudum bu tablonun artarak devam etmesi…” dedi. Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak’ta, dayanışmanın önemine değindi.
Ensari Konağı’ndaki bayramlaşmanın ardından Başkan Kavuncu ve Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak ve beraberindekiler Eyüp Devlet Hastanesinde yatan hastaların bayramını kutladı. Bayram nedeniyle hastalara ve çalışanlara karanfil dağıtıldı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Canan Kalsın Ak Parti Eyüp İlçe Teşkilatını ziyaret etti. Heyete Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu’da eşlik etti. Ak Parti İlçe Teşkilatı Başkanı Seçkin Turan ve heyet Eyüplü vatandaşların bayramını kutladı.

Başkan İsmail Kavuncu’nun son durağı ise Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Eyüp Çocuk Yuvasıydı. Başkan Kavuncu ve yanındaki heyet ile birlikte çocuk yuvasında çocukların bayramını kutlayıp bayram harçlığı verdi.

Bayram programı içersinde Başkan Yardımcısı Zafer Güven, Eyüp İlçe Jandarma Komutanlığında ki bayramlaşmaya katıldı.

Admin:
Akın ARICAN

img1156_20091128212613img1147_20091128212558

  img1163_200911282126471

 img1183_20091128212704

img1187_20091128212720

 

KURBAN BAYRAMI..,

kurbanbayrami_kart

TÜM İSLAM ALEMİNİN MUBAREK KURBAN BAYRAMI KUTLU OLSUN.
Parti bayramlaşmamız bayramın 2.günü 12-13 arası ilçe binamızda yapılacaktır.
****************************************
Kurbanın Vakti:

Kurban, eyyâm-ı nahr (Kurban kesme günleri) denilen Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günleri kesilir. Onuncu gün kesmek daha faziletlidir. Zilhiccenin onuncu günü ikinci fecir doğmadan önce kurban kesmek câiz değildir. İkinci fecirden sonra Zilhiccenin on ikinci günü güneş batıncaya kadar geçen zaman içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak geceleri kesmek mekruhtur. Bayram namazı kılınan yerlerde, imam bayram namazında iken veya teşehhüd miktarı oturmadan önce kurban kesilmesi caiz değildir, Selâm verdikten sonra ise kurban kesilebilir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde ikinci fecrin doğumundan sonra kurban kesilebilir (Serahsî, a.g.e., XII, 9; Kâsânî, a.g.e., V, 73-75; el-Fetâva’l Hindiyye, V, 295-296; Damad, a.g.e., II, 518). Kurban Nasıl Kesilir? Kurban kesmek için bıçak önceden bilenip hazırlanır ve hayvanın göremeyeceği bir yere konulur. Sonra hayvan ayakları ve yüzü kıbleye gelecek şekilde sol tarafına yatırılır. Hayvanın sağ arka ayağı serbest kalmak şartıyla diğer ayakları bağlanır. Bundan sonra tekbir ve tehlîl getirilir. Arkasından “Bismillâhi Allâhü ekber” denilerek, hayvanın boynuna bıçak vurulur. Nefes ve yemek boruları ile şahdamarı denilen iki ana damarı kesilir. Hayvan soğumaya bırakılır, kanının akması beklenir ve sonra derisi yüzülür. Hayvanı elinden gelirse, kurban sahibinin kendisinin kesmesi menduptur. Kendisi kesemezse, bir müslümana kestirir (Mehmed Mevkufâtî, Mevkûfât, (sadeleştiren: Ahmed Davudoğlu), İstanbul 1980, II, 331-332).Kurbanlıktan Faydalanmak:Kurbanlıktan tüylerinin kırpılması ve sütünün sağılması suretiyle faydalanmak mekruhtur. Eğer kırpılmış ise tüyü ve sütlü ise sütü sağılıp tasadduk edilir. Hatta karışmasın diye alâmet olmak üzere alman tüyleri bile tasadduk etmek gerekir. Eğer kullanılmış ise parası tasadduk edilir (Serahsı, a.g.e., XII, 14, 15; Kâsânî, a.g.e., V, 78; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 301). Kurban kesildikten sonra derisi satılmış ise parası tasadduk edilir. Ancak deriden mest, seccade vb. şekilde istifâde edebileceği gibi eve demirbaş eşya almak üzere satmakta da bir sakınca yoktur (Serahsı, a.g.e., XII, 14).Kurbanın eti konusunda en faziletli tutum üçte birini tasadduk, üçte birini dostlara ikram, üçte birini de evde alıkoymaktır (Kâsânî, a.g.e., V, 81; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 300).Kurbanlık yapmak üzere satın alınan bir hayvan satılıp yerine başka bir hayvan almak câizdir. Eğer paradan arta kalan olursa tasadduk edilir (Serahsî, a.g.e., XII, 13).Kurbanlığa binmek, onunla yük taşımak veya herhangi bir iş için ondan istifade etmek mekruhtur. Eğer hayvan kullanılır ve değeri noksanlaşırsa eksilen kıymeti tasadduk etmek gerekir. Kiraya verilmiş ise kiradan elde edilen para da tasadduk edilir. (Kâsânî, a.g.e, V, 79).Kurbanın eti, yağı, başı, tüyü, sütü vb.lerinin satışı câiz değildir. Eğer satılmış ise tasadduk etmek gerekir (Kâsanî, a.g.e, V, 81; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 301).Kurbanlık olan hayvan boğazlanmadan önce yavrularsa o da annesiyle beraber kesilir. Bu hüküm kendisine kurban vacip olmadığı halde kurbanlığı satın alıp kendine vacip kılan fakir hakkındadır. Çünkü kurban bizzat o hayvana taalluk etmiştir ki yavrusu da kendisine tabidir. Eğer bu yavru boğazlanmayıp satılırsa parasını tasadduk etmek gerekir. Şayet yavru eyyâm-ı nahr geçinceye kadar boğazlanmaz ve elde tutulursa tasadduk edilir (Serahsî, a.g.e, XII, 14). Zengin, yavruyu eyyâm-ı nahr’dan önce veya sonra kesebileceği gibi eyyâm-ı nahr’da diri olarak tasadduk da edebilir. Eğer eyyâm-ı nahr’da satılmış olursa kıymeti tasadduk edilir. Yavru kesilmez ve satılmaz ise diri olarak tasadduk edilir (Kâsânî, V, 78-79; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 301).

Kurbanda Vekâlet:

Bir müslüman kurbanını kendisi kesebileceği gibi bir müslümana da kestirebilir. Ancak kendisinin kesmesi daha faziletlidir. Kurbanı kestirme konusundaki izin bizzat ifâde edilebileceği gibi, izne delâlet eden söz, fiil ve davranışlar da izin sayılır. Meselâ bir müslüman kurbanlık satın alsa kurban bayramı günü hayvanı yatırıp ayaklarını bağlasa onun emri olmadan bir başkası gelip hayvanı boğazlasa bu kurban için yeterlidir. Başka bir hayvan kesmek gerekmez. İki müslüman yanılarak birbirlerinin kurbanlarını kendi adlarına kesmiş olsalar vacibi yerine getirmiş olurlar ve kestiklerini değişmek suretiyle kendi hayvanlarını alırlar (Kâsânî, a.g.e, V, 67-68). Eğer böyle bir durumu etler yenildikten sonra farkederlerse helâlleşirler. Aralarında anlaşmazlık çıkarsa birbirlerine kurbanlıkların değerini öderler. Eğer eyyâm-ı nahr geçmiş ise bu paralan tasadduk ederler (el-Fetâva’l Hindiyye, V, 302).
HAYIRLI BAYRAMLAR,SELAMETLE…,
Alıntı.

Admin:
Akın ARICAN